5 Kasım 2011 Cumartesi

Mum Kokulu Kadınlar

Pek maneviyatı güçlü bir kişi değilim, hatta hiç değilim. Ne de olsa ben bir hayvanım. Ölünce diğer hayvanlar gibi solucan besini olacağız toprağa karışıp, buna inanıyorum. Bana göre mümin kardeşlerimizin düşündüğü gibi ölümden sonrası yok, hayatımızın anlamı da bir karıncanınkiyle aynı. Bu baabta yaşam, dine sığınan insanlara oranla bana çok daha ağır geliyor kuşkusuz. Çaresiz kaldığın durumlarda dua etmek yok, kızdığın zaman allaha havale etmek yok, kurban bayramında "kan akıtırsam sevap kazanacağım ve cennete gideceğim" yok. Zor yani işim. Nüfusun o ağzımıza pelesenk olmuş %99'u gibi dini inançlarım yok, allah konusunda da henüz bir karara varabilmiş değilim ve bunun için üzgünüm ama bu sefil ve amaçsız yaşamımın diğer insanları rahatsız etmemesi için de azami çaba gösteriyorum. Benim inançsızlığım etrafı kokutmuyor mesela. Anca pırtladıysam, pastırma yediysem filan.


Bu E-5 karayolunun Carrefour tarafında bir hayvan pazarı kuruluyor senelerdir. Şu son iki senedir çok vahim bir durumda. Belki hep iğrençti de daha öncesinde dikkatimi çekmemişti açıkçası ama iki senedir kurban bayramından on gün öncesinde korkunç ötesi bir koku başlıyor. Mesafe uzak olmasına rağmen koku o kadar güçlü ki, Kozyatağı'ndaki evime kadar ulaşıyor. Rüzgarla bazen dayanılmaz hale geliyor. Yolunuzu şaşırıp hayvan pazarının yanından filan geçerseniz basbayağı öğürüyorsunuz. Koku sadece hayvan kokusu değil, hatta hiç değil sanki. Tamamen dışkı ve kokuşmuş et gibi. Siz kan akıtıp, ahiretteki yerinizi sağlamlaştıracaksınız diye ben bu pislikle, bu rezillikle yaşamak zorunda mıyım? Camımı açtığımda evime dolan bok kokusuna mecbur muyum peki?

Geçsin, hemen bitsin şu bayram mıdır ne haltsa.

9 fikir sahibi var:

Aslısın dedi ki...

bayramları lüzumsuz ziyaretler vs nedeniyle zaten sevmem ama çocukluğumdan beri en nefret ettiğim bayramdır, kurban bayramı.

aslı hayvanı dedi ki...

muhtemelen sen de bizim jenerasyondansın adaşım. o halde büyük ihtimalle bahçede kesilen bir hayvana denk gelmişsindir ve çocuk haline bakılmadan, bu olayı izlemeye zorlanmışındır. bu yaşadığımız travma yüzünden çoğumuz sevmeyiz kurban bayramını.

şule dedi ki...

bayramın tatil ve şeker/tatlı kısmını pek severim ama "kurban etme/edilme"nin nesi sevilir ki zaten?

aslı hayvanı dedi ki...

harçlık işi bittiğinden beri bir şey ifade etmiyor. hatta şimdi ziyaret muhabbeti ve zorunluluğu yüzünden işkence bir de üstüne.

Aslısın dedi ki...

aynen öyle adaş, hatta hep aynı ağaca bağlarlardı, arka bahçede.

aslı hayvanı dedi ki...

en çok da vejeteryan diilsin, ne ayak tiksiniyorsun kurban bayramından diyenlere hastayım. evet, et yiyor olabilirim ancak hayvanın ne koşullarda kesildiğini detaylı bir şekilde görmek ve kokusunu duymak istemiyorum. tamam mı? olayın bu kısmı yokmuş gibi davranıyorum. öleceğimizi bile bile yaşamak gibi binevi.

by tükancı dedi ki...

hadi kurbanı anladıkta baklava niye zorla yedirilir hiç anlamam.

yine de harçlık olaydı iyiydi.

aslı hayvanı dedi ki...

şimdi velet alıyor harçlıkları. biz nasipleniyoruz :)

Evin Kedisi dedi ki...

Bence de gelişmemişliğin, hala taş devrine dönüşün göstergesidir şu kurban bayramı. Her seferinde maya uygarlıklarında taşın üzerine yatmış kanı akıtılarak allaha yaklaştığını sanan insanları düşünürüm. 21. yüzyıl ama bir gıdım değişim yok bu konuda...