Ha bu alemi bu kadar boşlamamda Twitter'ın da rolü yok değil. Neredeyse 1995 yılı seviyesinde bir bağlantı hızına sahip olan mobil internet servis sağlayıcım yüzünden, deniz kenarında 140 karakter uzunluğunda mini mini text'ler daha bir kolay, daha bir kullanışlı geldi açıkçası ama merak etmeyin, geçti artık. Havalar da soğudu. Söz verdiğim gibi buradayım. Deliler kibin, çılgın atarak yazışıcaz kısmetse.
Ben yokken blogger'ın suratı da değişmiş, biraz wordpress'e benzemiş sanki. Müşteriler rakibe kaçmaya başladı diye mi böyle yaptılar bilemiyorum. Gerçi ben teknoloji insanıyım, hiç farketmez. Hepsine hemencecik adapte olurum. Hatta hepsini cebimden çıkarıp, kızdırırlarsa kendi blog programımı kendim yazarım.
Yaz tatilim üç ana bölümden oluşuyor:
1-) Kerpe
2-) Yunan Adaları
3-) Bodrum
Kerpe'yi az çok biliyorsunuz. Çişli. Yunan adalarında da hiç bir numara yok, fiyatların buraya oranla iki katı olması dışında. Misal bir küçük su burada 50 kuruş mu, orada da 50 cent gibi. Gerçi 3500 ada varmış, biz bir iki tanesini gezdik. Genelleme yapmak ne kadar doğrudur bilmem ama gördüklerimiz pek iğrençti. Senelerdir anırır dururdum Yunan adaları diye, büyük düş kırıklığına uğradım valla. Her taraf zeytin ağacı, zeytin bitmeyen yerler ise kaya. Sokaklarda insan, plajlarda duş, tuvaletlerde taharet musluğu yok :) Denizleri çişli değil ama tabii, bu bahsettiğim tenhalık yüzünden. Turda Elif'imin koncasının ikiz kardeşi gibi bişii rehberimizdi ve derya gibi bir adamdı, sağolsun. Bize bütün yol boyunca masal gibi Yunan mitolojisi anlattı. Adalar gezisinin yegane güzel kısmı o oldu. Şimdi şöyle güzel bir kitap artıyorum, bu konuyu öğürtmeden bana okutturacak. Tatilimizin son kısmı Bodrum ise her zamanki gibi dinlenebildiğimiz tek yer olmasıyla gönülleri fethetti. Kim ne derse desin, ölürüm Bodrum'un havasına suyuna. En kötüsü bayramın ilk gününde orada olmamızdı yalnız. Bütün İstanbul-Ankara-İzmir kıroları, aileleriyle beraber mekana aktığından, bayramın ikinci günü totomuzu tutarak kaçmak zorunda kaldık güzelim Bodrum'dan. Diğer günler nefisti ama Meteoroloji ve Aspat. Tenha, geniş, ferah. Çok seviyorum çok.
Tatilden geldikten birkaç gün sonra okul başladı zaten. Aradaki günlerde hazırlık yaptık. Pazartesi, okulların açıldığı gün öğrendik ki okul satılmış, ne olduğu belirsiz birilerine. Hep şanssızlığın kendimizde olduğunu sanıp üzülüyorduk bu konularda ama anladık ki, olayın şanssızlıkla filan alakası yok; ülkenin durumu bu. Cemaatçi olmayan bütün okulların kollarının kırılıp, uygun kişilere satılması burada güneşin doğudan doğup, batıdan batması kadar doğal ve beklenilesi bir şey. Her an ve herkesin başına gelebilir. Velhasıl tatilde 0.5 mg pozitif enerji topladıysam eğer, geçtiğimiz Pazartesi sabahı bunu 10 bin ton negatif enerjiyle değiş tokuş ettim. O denli sıkılmış ve kendimi kasmışım ki koşmuşum gibi bacaklarım et kesiği olmuş. O derece streslenmişim ki, bağırsaklarıma vurmuş ve aynı Zıçan Adam gibi bodoflamışım arkadaşımın ofisinin tuvaletine.
Şu an normalim ama hemen düzeldim. Hem yukarıda bahsettiğim Türkiye gerçeğini anladım, hem kimyasal etkisi altındayım, hem de çocuk hayatından memnun, öğretmeni filan değişmedi. Yani henüz onu ve beni somut olarak etkileyen bir durum yok. Olana kadar da kendimi kasmamaya karar vermiş bulunmaktayım.
İşte ben karın ağrısından kıvranırken kızımın arkadaşlarıyla olan mutluluğu sağda:
Eniğim demişken kadının süslenme çakraları açıldı bu tatilde çok fena halde. Dünyanın en kokoş insanı kendisi şu anda. Şekil 1a'ya bakınız:
Şekil 1a
Sadece kendisi süslenmiyor benim de devamlı bakımlı, süslü olmamı talep ediyor. Sayesinde 40 yaşımda Beyonce gibiyim.
Yazın başından beri İstanbul'dan ve teknolojiden bir nebze uzak olmamdan kelli çok güzel okudum bu tatilde. Gerçi bütün mevsim boyunca okuduğum iki kitaptan biri 850, diğeri 750 sayfaydı ve görünüşte sadece iki kitap okumuş idim ama ikisi de birbirinden pek güzeldi. Bu havası iğrenç kokulu şehre geldiğimden beri performansım yine fena halde düşmüş halde. Bilgisayar okumaya acayip balta vuruyor, net. Tiz zamanda kurtulmak lazım bütün teknolocik oyuncaklardan.
Ha bi de tatilde Leylaaam'la tanıştım. Bir ara İstanbul'a geldi, 50 saniye kadar bir görüşmemiz oldu kendisiyle :) Ancak o kadar kısa zamanda bile yazılarından algıladığımızdan daha da şahane bir kişi olduğunu anlayabildim çok zeki olduğum için. O da beni sevmiştir sanırım çok harika bir yaratık olduğum için :P
Şimdilik bu kadar. Daha çok yalayacağız birbirimizi bu kış kuzucuklarım benim, valla özledim be. Öbdüm.
13 fikir sahibi var:
Seni sevmeyen ölsün Aslım bidenem, hayvanım, gurbanım, nohudum, fasulyem, tarhanam, bulgurum. İşallaa seneye 1 dakikaya ulaştırabiliriz buluşmamızı, birbirimizi daha iyi tanırız:) Eniğini ve seni öpeerin...
kadın beni kilerine kodu :D
gelcem ben sana, daha dizinin dibine kurulacam. beraber sessizce kaavelerimizi yudumlayıp roman okuyacaz.
Gel bidenem gel, kilerim ve ben seni bekliyoruz. otur dizimin dibine, masal bilem anlatırım sana:))
hosgeldin aslım hayvanım, pek ozlemistim seni :)
geleceğim sana bir ara. hala dedikodun var bana anlatacağın :)
Aslı yazılarını çok özledim. Zennap ne kadar büyümüş ya, şaşırdım.
Valla 20 yıl öğretmenlik yaptığım güzel okulum da ben emekli olduktan sonra satılmıştı ve inanamamıştım. Benden sonra okulun başarısı devam edemedi sanırım ondan satıldı di mi? Başka neden olabiler ki?
Yaaa sana var ya ne desem bilmiyorum :)))) Öldürdün beni gülmekten!! Cadde kızlarının makamında "hayvansın seaan" demek istiyorum :))) Adalar, Bodrum, Türkiye ve okula dair anılar ve fikirler silsilenle beni benden aldın.
Süpersin kızım seeaan!!
Bu arada Leylak'la buluşan herkesi kıskanma huyum vardır benim. Ben daha değil 50 sn, 0.5 sn bile görebilmiş değilim onu..
Ay ben yirim yirim sizi ya!
(ne sulu bir yorum oldu.. denetlemen varsa, yayınlamasan da olur. seni sevdiğimi bil yeter)
öperim cork cork :)
Hoşgeldin hayvanım, özlettin :))
mügecim, şimdi sen diyince baktım da koskoca yunan medeniyetini es geçip, sadece pet şişe suyun fiyatını ve zeytin ağaçlarından bahsetmem hagaden hayvanlık olmuş sanki :D banane abicim, dürüstüm ben.
serpil mutlaka öyledir :) şu anda bizim okulun nüfusunun yarısı bizim sınıf. öğretmen giderse kapıya kilidi asarlar, bir kişi durmaz valla :)
kedim selam, ben de özledim sisi. canım okurlarım. smocuk!
Kuzucuğum,
Zennap sana daha neler edecek, sen göreceksin!
Ho ho hooo!
:)))
Şu meteorolojiye de biraz az insan gelse artık. Yer yok. Yaşar bu sene 3 sıra şezlong yapmış, seneye bence ranza koyacak. Bitti caaanım koy.
Yorum Gönder