Malumunuz geçen yaz İstanbul'un sıcağından dellendiğimizden kelli bu sene okullar kapanır kapanmaz kendimizi serin bir Karadeniz köyüne atmıştık.
Geleli daha dört gün oldu ancak mekan hakkında fikirlerimiz/şikayetlerimiz oluşmaya başladı bile:
1-) Soğuk lan bildiğimiz soğuk. Günlerdir "Oh be, ne güzel serin hava. İstanbul'da bunalıyordur şimdi zavallı insanlar" modundayız ama esasen zavallı biziz. Haziran'ın son günlerinde bir kutup yöresindeyiz.
Eskimolardan farkımız, ısrarla bu soğukta denize girmeye çalışmamız. Halbusu foklar, penguenler edimizi ısıracak denizde çimmeye çalışırken, haberimiz yok.
2-) İstanbul'da gürültü yüzünden çıldırmışız hepimiz, çok ciddiyim. Sessiz bir ortamda uzun bir süre bulunduğunuzda o şehir içindeki daimi uğultuyu daha iyi idrak ediyorsunuz. Uğultu olmadan insan sesleri, araba sesi ve hatta yan dairenizde yapılan matkap bile sizi rahatsız etmiyor. Çok ilginç.
3-) Burda Zennap'ın en sevdiği sınıf arkadaşıyla beraberiz. Tamam birbirlerini çok seviyorlar, oynuyorlar ne güzel vesaire ama yedi yaşında iki tane kız hakikaten çok çekilmez bir şeymiş. Dört günde ikisini de gırtlaklayacak duruma geldim, üç ayda ne olacak bilmiyorum.
"Cinnet geçiren A.H. önce komşu kızı sonra kendi kızını sirkeli suya bastırdı, ardından da kendi omuz yanıklarına acı biber sosu sürmek suretiyle güneşe çıktı."
4-) Hava ve deniz eksi sekiz derece olmasına rağmen seneler sonra, en son on beş yaşında negrita ile yanmaya çalışan süper cahil ve salak halimde geldiğim haşlanma noktasındayım şu anda. Nasıl ve ne zaman oldu bilmiyorum. Senelerdir Temmuz ortasında bile güneyde bulunmuş bir insanım. Elli faktörlü kremle korunmaktayım. Kollarımın ve omuzlarımın acısından kemiklerim sızlıyor. Zeynep hayatında ilk kez haşlandı, yanan deri acısını tatmakta şu an. Talihimize ağır küfretmekteyim.
Bilmeyenler için Negrita: Bu bizim gençliğimizde satılan bir güneş kremiydi. Hızlı yoldan kararttığı iddia edilirdi. Evet, karartırdı da hayatımızı da beraberinde. O kremle güneşe çıktığımda başıma gelmeyen kalmamıştır. Birinci derece yanığa kadar gitti olay, hastanelik olmuşluğum vardır.
Aşağıdaki resimdeki Negrita'lar yeni gibi. Logosu filan aynı da, benim kullandığım tüpteydi ve içinden beyaz, şeffafımsı bir krem çıkardı.
7 fikir sahibi var:
gelecek kışa uyarı bunlar ama ben bir şey söylemiyorum:)
"negrita" hatırladım yaa, onunla yanma kısmına gelince, ne diyeyim adaş ya?
ayrıca iki çocukla tatil konusunda aklınca birbirleriyle oyalanırlar, kafa dinlersin diye giriştiğin bir eylemdir diye tahmin ediyorum.
Negritayı iyi bilirim, onunla yanmışlığım da vardır:) Ama bir Coca Cola ile güneşlenme maceram vardır ki evlere şenlik, omuzlarımda oluşan baloncukların izini 3 sene taşıdım. Şimdiyse burnumun dibindeki denize senede bir kez olsun girmediğim gibi güneşlenmeyeli de yıllar olmuştur sanırım. Naturel yanıyorum, hareket halinde giysilerle:))
Öpüyom bidenem, iyi tatiller. Kızı sirkeli suya bastırdığında sarmısak da koy daha lezzetli olur:)))
Negrita'yı bilmem mi! ama siz yine de şanslıymışsınız. bir dönem babamın tendürdiyot, kolonya ve birşey birşeyi karıştırıp yaptığı turuncu-kahverengi, tuhaf kıvamlı garip bir sıvıyla bizleri güneşten korumaya çalıştığını da anımsıyorum malesef... bu arada, böyle mi yazılır tentürdiyot? galiba ömrümde ilk kez yazdım bu kelimeyi.
adaşım, ekvatora inecem bu gidişle bir iki haftaya. bu ne soğuk lan????
çocuklar konusunda aynen öyle düşündük. bilakis iki katı iş çıktı. devamlı birbirlerini kıskanıyorlar. birinde olan şeyi diğeri istiyor. madden ve manen batmış haldeyim :D
hah leylaam, o baloncuklardan olmuştu işte bende de. ama soyulma su toplaması değil ama bu bahsettiğim. kalın deri altında baloncuk. patlatılamıyor filan. dünyanın en korkunç şeyidir ve negrita sayesinde olmuştur :)
doğru yazmışın. yazlık yerde sabah sabah google yaptırdın bana :)
bence negrita'nın bu kocakarı merhemlerinden pek de farkı yoktu açıkçası. gözümün önünde bıyıklı, şişman, terli bir amca var koca bir kaşıkla tencerede negrita kararken :D
bir de bu sessizlikte uykudan uyandıracak derecede, neredeyse hummer gibi komurtular çıkaran bir buzdolabım var. termostat devreye girip de susunca üç kuluvallah bi elham okuyorum o derece. bak ondan şikayet etmeyi unutmuşum. bir de kuluvallah mutlaka ki böyle yazılmaz. onun da google'ını siz edin, rica ediciiim.
Yorum Gönder