13 Mayıs 2011 Cuma

Bir Delinin Rüya Güncesi No:1

Esasen bu seri benim zarif eşimden daha da zarif kız kardeşine ait. Facebook'ta paylaşıyordu bir ara bunları şanslı bizlerlen ama sonra vazgeçti nedense. Örnek verelim bir tane:

bir delinin rüya güncesi entry no:3... cuma, 19 şubat 2010. kollarımı vücuduma yapıştırmış, başım önüme eğik vaziyette küçük küçük adımlarla koşuyor; bir yandan da "hırt, hırt, hırt, hırt" diye bağırıyordum. ne miymiş bu? tabii ki "rendelenmiş havuç taklidi" yapıyormuşum rüyamda.

Şimdi görüldüğü gibi kendisi gerçekten deli ama kan bağımız olmamasına rağmen aynı benim gibi kendisine deli denmesinden gurur duyuyor. Bu baabta süpersonik rüyasını izinsiz olarak okurlarımla paylaştığım için bana kızmayacağını düşünüyorum.

Hatta şimdi aklıma geldi de; bunun abisi de deli. O da zaman zaman uykusunda konuşuyor. Tecrübe ettiniz mi bilmem ama çok korkutucu bir şey yanınızda birinin uykuda konuşması. Bir gece ben kitap okur, kendisi ise sözde uyurken aniden doğrulur ve otuz iki dişi meydanda sırıtarak:

ZE - Dişlerim güzel mi dişlerim?
AH (tırsak ve minik bir sesle) - Canım, rüya mı görüyorsun? Uyan hadi.
ZE - Heykelimi dikecekler Altıyol'a.

der. Ben ise;

* korkudan altına doldurur*

Gelelim benim rüyaya. Bu antidepresan türü ilaçları kullanırken benim rüya hayatım acayip renkleniyor. Normalde üzerinize afiyed, kütük gibi uyur, rüyalar görsem de bunları çok seyrek hatırlarım. Ancak bu kimyasallar beynimi nasıl pandikliyorsa, How i met your mother oyuncularıyla Ağva'ya tatile gitmemizden tutun da, birkaç ay önce evin içinde kaybolan kaplumbağamız Lavanta'yı meğerse salatanın içine çeşni niyetine katmış olmama kadar geniş bir sosyopatlık yelpazesine yayılan rüyalar görüyorum.

Geçen gece rüyamda ya da kabusumda demeliyim belki de, üniversite gibi bir yerdeyiz. Büyük bir bina ve rüyada akademi diye geçiyor. Artık ne okuyorsak akademide bilemiyorum ama Paul Auster'in son kitabından Hababam Sınıfı öğretmeni ağzıyla; "yazılı imtihan" olacağız. Her akademik ve ineklik gerektiren ortamda olduğu gibi, kambersiz düğün olmaz misali, canım Şulem de orada :D Fakat benimle değil de Kadıköy Anadolu'yu bizim dönemde birincilikle bitirmiş başka bir sınıf arkadaşımız olan Canan ile ayrı bir masada çalışıyor. Ben ise tek başıma işin altından kalkamıyorum. Kitap acayip kazık, eşşek gibi sembollerle, bilmemnelerle dolu. Bana bütün gece gibi gelen ama esas saatle sanırım beş dakikalık bir süre içinde başından sonuna kadar bu kitabı okumaya ve anlamaya çalışıyorum. Bir yandan da beni sattığı için Şulem'e küfrediyorum mütemadiyen :)

Sonunda sınava giriyoruz ama işe bakınız ki gözetmenimiz de kitabın yazarı. Ama onu şu aşağıdaki kişi canlandırıyor (Entourage dizisindeki deli yönetmen Billy Walsh oluyor kendisi [ulan sıçayım, bu ne? :D]):


Bunu, Paul Auster'i şu kitaplarının arkasında hep olan ve Mahmutpaşa mankenine benzeyen resminden başka bir yerde görmemiş olmama bağlıyorum :)

Neysem bir yandan sınavda zorlanıyoruz bir yandan da amcadan hababa fırça yiyoruz son dönem kitaplarını acımasızca eleştirdiğimiz için. "Alın size kitap! Boru muymuş, nasılmış? Benim en kötü kitabımı bile sıkıyosa siz yazın" diye. Adam kendime güvenimi filan öldürdü rüyada, utancımdan yerin dibine girdim Japon gibi. Kan ter içinde uyanmışım.

Kendime Önemli Not: Gece 11'den sonra yemek yeme!

24 fikir sahibi var:

Aslısın dedi ki...

ahahah Paul'u ben gönderiyorum rüyalarına. İlaçta falan arama suçu, beynini pandikleyen benim adaşımm:)

aslı hayvanı dedi ki...

tövbe ettim. bi daha şu kitap da kötüymüş dersem dibim düşsün. hepsi güzel çok.

şule dedi ki...

kızım çatlattın beni gülmekten. çok yaşa sen e mi?

zarif eşinin kardeşinin rüyasına da ayrıca çok güldüm. şu anda öyle manyak bir modelle uğraşıyorum ki, az önce içimden kollarımı yapıştırıp, kafamı da öne eğip koridorda hırt hırt diye koşmak geldi. tabi yapamadım böyle bir şey ama düşüncesi bile beni cok eglendirdi :)

bu arada sen benden daha inektin, kabul et :)

aslı hayvanı dedi ki...

daha aptal olduğumu kabul ediyorum ama daha inek... asla :D

EKMEKÇİKIZ dedi ki...

Aslı Hanımcım,
Rüyanız hayırlara vesile olur inşallah!
Rüyanızı yorumluyorum: Size yeni bir eğitim hayatı gözüküyor yakında, sanırsam.:)))

şule dedi ki...

hadi len :) daha aptal olmadigin kesin. ben itu matematigi 4 yilda bitirebilir miydim, şüpheli :) daha az inek konusu ise biraz belirsiz :P

aslı hayvanı dedi ki...

saol ekmekçim. kıymetli totomu kaldırabilirsem psikoloji okuyacam ama ne zaman olur hiiiiiç bilmem :)

aslı hayvanı dedi ki...

şulem akademik zeka pek yok bende ama duygusal zekam top yapmış vaziyette. övünmek gibi olmasın :P

ama kibar hanımsın vesselam. aptalsan kafadan daha çok inek olman lazım zaten desene, di mi ya? :)

şule dedi ki...

doğru lan haklısın! sen demesen bunu demek aklıma gelmez benim :) duygusal zekam mı düşük? yoksa toptan aptal mıyım :P

şule dedi ki...

ben havuç olup yolda koşmak istiyorum :)

aslı hayvanı dedi ki...

eheheehe, kafası karıştı. işte bööle şulem, yöneylem araştırmasına benzemez bu işler :P

havuç yürüyüşünü körümcem çok tatlı yapıyor bize. iki ayak aynı anda. zıp zıp. kollar yanlara yapışık, kafa aşağı inik :D

şule dedi ki...

ya ne güzel yorumları vardı bu yazının. kaybolup gittiler :(

aslı hayvanı dedi ki...

aynen öyle. soğudum blog işinden valla. soğuttular resmen.

Müge dedi ki...

Nee rüya mı dedinn?? Benim mutad rüyalarım vardır, her birini senede 1 kez falan görürüm:
1- yatay giden asansörde olurum, durmak bilmez.
2- dikey giden asansörde bir türlü istediğim katta inemem. Yukarı basar gider, anaam dışarı çıkıcam şimdi die telaş yaparım. Sonra zart diye gene aşağı iner.
3- dişlerim dökülür
4- sürekli tuvalet ararım.. :p

arz ederim.. lüzumsuzsa söndür :ppp
(deli no.3)

nurdan dedi ki...

aslı ablam, okurlarınla paylaşmanı önereceğim şu efsaneleşmiş rüyamı sen zaten biliyorsun. ancak buraya da yazayım istedim: bir delinin rüya güncesi entry no:1... cumartesi, 25 nisan 2009. bir binanın merdivenlerini ölçmem gerekiyor ama tek başıma merdiven boyunu ölçemiyorum bir türlü. Bakınıyorum etrafta bir adam var, "şu metrenin ucunu tutar mısınız size zahmet" diyorum adam metreyi tutarken fakediyorum ki meğer kendisi III. Selim’miş, bööle kaftanlı falan…"Kaç arşın çıktı bre hatun?" diyor. "103.8 cm padişahım" diye cevap veriyorum. Sultan Selim adamlarına dönüp buyruk veriyor: "tiz 100 sille, 3 tokat, 8 fiske vurulaa!" Neyse ki bu noktada uyandım! Ölçüyü de milimine kadar unutamadım, fiske yemekten öylesine korkmuşum :D

aslı hayvanı dedi ki...

ha ha. süper be. doyamıyorum bunu okumaya.

şule dedi ki...

Nurdan müthişmiş bu rüyan da. senin "kaç hatun çıktı bre hatun" sorusuna cool bir şekilde cevap vermen de ayrıca güzelmiş. niye beğenmedi acaba III.selim çıkan ölçüyü? arşın yerine cm kullandın diye mi? :)

nurdan dedi ki...

mümkündür şule... ama benim düşüncem şöyle: merdiveni ölçmek için eğilince kavuğu yamuldu haşmetli sultanın. o nedenle kızmış olabilir.

aslı hayvanı dedi ki...

hepsi deli bence.

şule dedi ki...

hepsi deli derken? III.selim ve adamları mi? ben ve nurdan mi? :)

aslı hayvanı dedi ki...

sen ve nurdan tabii ki :)

şule dedi ki...

teveccühünüz :)

şule dedi ki...

aslım hadi artık ama ya...ne çok ara verdin yazmaya...

aslı hayvanı dedi ki...

yazıcam bi ara inşallah :)